3 sayımız yayında

BİZE YAZIN: simasdergi@gmail.com

time

Çalışma Saatleri 09:00 - 19:00

phone

Telefon 0212 271 44 22

3 sayımız yayında

SİMAS’TA BU AY
Simas Dergi 3. Sayı Aralık – Ocak  2017 - 2018
Dünden Bugüne Balat // Lütfiye Can
Bir Filiz Çoşkuner Söyleşisi //  Röportaj 
Edirnekari Sanatı 
Endülüs’ün İncisi “Elhamra” // Tabanıyanık
Sine/Portre “Atıf Yılmaz” // Emel Pak Özdemir
Gönlümüze Taht Kuran Kötü Karakterler “Süheyl Eğriboz”
Edebi/Portre  “Nazım Hikmet Ran” // Ece Kılınçarslan
Rh Pozitif // Merve Sözer
Delilik ve Dahiliğin Birleşiminden Doğan Kişi “Salvador Dali”
Bilim Uğruna Ölen Kadın Madam Curie // Mehmet Erbek
Kasırgalı Fakat onurlu Bir Hayat “Nihal Atsız”  // Veysel Işık
Sine/yorum  “Ayla” // Seyhan Nur Çalışkan
İyi ki Doğdun Paşam “Zeki Müren”
Replikasyon // Merve Küçük
Genç Werther’in Acıları // Pınar Zeylan
Bir Namuslu “Cemil Meriç” // Ufuk Ziya Mubayaacıoğlu
Soyut Sanat Hareketleri // Erkan Morca
Hoşcakal Öpücüğü  // Yeşim Teke
O Cenabet Bulunacak // Melike Güzel
Kısa Kısa “Cemal Süreya”
Keklik  // Ünal Alp
Hakkı Aramak // Ceyda Eker
Bu Dünyadan Bir “Oğuz Atay” Geçti // Serra Güven
20.Yüzyılda Sanat ve Yenilik // Cihan Tikit
İskandinav Mitolojisi // Abdullah Alp
Ebediyatçılar
Jitana // Hamide Söylemez
Hastane Önünde İncir Ağacı // Hakan Yaşar
Çizi/Yorum // Emin Erkmen
Simas Cafe “Sizden Gelenler”
Sosyologlar Sokağı // Nursel Küçük

Editör Neşteri
Hürmetler sevgili Simas dergisi okurları.
Buram buram emek kokan, her harfiyle tek tek uğraşılan yeni bir sayıyla daha karşınıza çıkmış bulunuyoruz. Bu sayımızda aramıza yeni katılan arkadaşlarımız oldu. Onlara hoş geldiniz diyoruz, ailemiz her geçen gün büyüyor. Aralık-ocak sayımızı zengin içeriğiyle beğeninize sunuyoruz. Kimler, neler yok ki? Oğuz Atay, Cemil Meriç, Atıf Yılmaz, Nazım Hikmet, Zeki Müren, Nihal Atsız biyografileri; usta oyuncu Filiz Coşkuner’le röportaj; Granada’nın gözbebeği Endülüs, bizim göz bebeğimiz Balat ve daha nice güzel kalemden dökülen harika yazılar.
Tüm bunları okuyup Neşter’e geldikten sonra müsadenizle bizimde söyleyeceğimiz birkaç söz olacak. Teknolojinin soğuk yüzünün tümüyle hissedildiği günümüzde sosyal medya hesapları arasında kaybolan gençlerimizi, hatta kendimizi, gördükçe üzülmemek elde değil. Çocuklarımızın tüm hayatı beğeniler, tıklanmalar, izlenmeler, görülmeler üzerine kurulu ve tüm mutluluğu da bunlardan ibaret. Sevdiğine iki güzel söz söylemek için aşk sayfalarını takip eden veya sınıfta espri yapabilmek için mizah sitelerini gezen bir gençlik geliyor. Elbette teknolojiden kaçmayalım, uzak durmayalım, geri kalmayalım ama bunu elimize yüzümüze de bulaştırmayalım istiyoruz.
Bu kısma bir noktalı virgül koyalım. Bir taraf böyleyken diğer tarafta ise son yıllarda çığrından çıkmış bir dergicilik furyası. Çığrından çıkmış olması basılan dergilerin çeşitliliğinden sayısının çokluğundan ya da okunmasından değil maalesef. Çoğu arkasında güzel bir dekor, yanında bir fincan kahve ile fotoğrafı çekilmek suretiyle sosyal medyaya malzeme olan ardından kapağı açılmadan rafa kaldırılan bu dergilerin yine önemli bir kısmı çok ciddi siyaset içeriyor. En basit pop yıldızları, televizyondaki en sıradan eğlence programlarının sunucuları, basının en rezil yüzleri bu dergilerde yer bulabiliyor. Yeter ki tanınmış bir kişi olsun. Çok kıymetli hocaların, şairlerin, yazarların, yönetmenlerin, ustaların arasına “meşhurları” doldurup servis ediyorlar. Bu meşhurlar da olabildiğince kendi köşelerinde kendi siyasetlerini yapıyorlar. Siyaset ve meşhurlar sayesinde dergi belli bir kesimce “alınıyor”! Ee, edebiyat nerede kaldı?
Oysa bizler dergiyi edebiyatın hayata açılan kapısı olarak görüyoruz. Dergi ve dergiciliğin bu tür ticari ve siyasi mülahazalarla harcanması içimizi acıtmaktadır. Tabiî ki derginin devamı için maddi kaygılar güdülecektir ve elbette herkesin siyasi bir duruşu olabilir. Fakat bunu bir edebiyat dergisinde pazarlama aracı olarak kullanmak kesinlikle olmaz. Edebiyat dediğimiz olgunun, dünyanın neresinde olursa olsun edebiyat dergisi olmadan yaşaması mümkün değildir. Yeni ve özgün içerikler öncelikle dergilerde yer bulur. Edebiyatın ve yaşamın nereden gelip nereye gittiğini anlamak için, dergilerden başka tutunabileceğimiz yayın yoktur.
Teknoloji bağımlılığı bu haldeyken ve hayatın kendisinin dayattığı bir dergi ihtiyacı yokken gazeteler bile artık internetten takip edilirken, dergilerin aylık akışını takip etmek ayrı bir mücadele gerektiriyor. Gençlerimizden başlayarak halkımıza kültürü, edebiyatı sevdirmek adına siz kıymetli eğitimcilerle iş birliği yapmamız gerekiyor. Anadolu’da yayın hayatlarına devam eden kardeş dergilerimizle birlikte biz de “Dergiyi yaşat ki edebiyat yaşasın” diyoruz.
Şiirle kalınız efendim.

E-Bülten